dalga sörfü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dalga sörfü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2013 Çarşamba

Cloud 9 Dalgası için Filipinlere..






Pasifik Okyanusunun en kaliteli dalgalarından birine verilen isim Cloud 9.. Filipinler'in sörf başkenti sayılan gözyaşı damlası şeklindeki Siargao Adasında Cloud 9'u izlemek, tamamen tropikal olan adayı karış karış gezmek, su altını keşfetmek için  bu ada, şimdiden benim destinasyonlarıma girdi.Yılın bu zamanı adaya seyahat etmek için çok uygun bir zamanmış ve bütün konaklama olanaklarına agoda.com.tr'den ulaşabilirsiniz, özel bir dönem olduğu için de oldukça uygun fiyatlar sunuyorlar.


2013 yılında Condé Nast Dergisince izlenecek destinasyonlar listesine alınan Siargao Adası bu ününü, Pasifik Okyanusundan gelerek Filipin sahillerine ulaşan ılık rüzgarları ve kesintisiz dalgalarına borçlu. 80’lere gelene kadar henüz tüm dünya tarafından bilinmeyen sadece az sayıda gezgin sörf tutkununun haberdar olduğu ada, birkaç ünlü derginin sayfalarına konuk olunca durum değişmiş. Bu dergilerde bahsi geçen ünlü “Cloud 9” dalgasının da ünü böylelikle yayılmış. Bunu, Siargao Sörf Turnuvasının organizasyonu ve bir çok ünlü sörf markasının bu adada yaptığı yarışmalar takip etmiş. Siargao Sörf Turnuvasının geçen yılın Eylül ayında 18. defa gerçekleşmiş, Youtube'da bir çok videoya ulaşabiliyorsunuz.

 Surigao del Norte, sörf için çok elverişli dalgalarının yanı sıra uzun kum sahilleri ve sonu gelmeyen palmiye ağaçlarıyla da ünlü. Yani hem turkuaz bir cennet, hem sörf, hem scuba hem ucuz ve anladığım kadarıyla da dost canlısı halkıyla macera dolu bir lokasyon. Burada yer alan tesisler, her türden su sporu için size imkanlar sunuyor. Burada şnorkelle dalmaktan adadaki yağmur ormanlarında trekking’e kadar birçok farklı aktivitede yer alabilirsiniz.

Filinpinlerdeki en göz alıcı ormanlara sahip olmasının yanı sıra burada yer alan mağara oluşumları da görmeye eğer görünüyor. Filipinlere uçarak, merkez adası Cebu'ya bir saatlik uçuş mesafesindeki Cloud 9 plajına ulaşılabilir. Özellikle bu plajda yer alan, 5 kulubeye sahip "Kalinaw Resort "sörfçülerin rüyasıymış. agoda.com.tr 'den konaklama imkanlarına baktığımda oda başı 50 TL'den başlayan fiyatlar beni oldukça mutlu etti. Şimdiden 2013 planlarıma dahil ettim bile :) 


12 Ocak 2013 Cumartesi

Sörf ve Sosyal Medya



Sörf sosyal medyada ziyadesi ile paylaşılan ve çok da ilgi gören ulvi meselelerden. Ben de sosyal medyada hem kendi takip ettiğim hem de karşıma çıkan facebook sayfalarını, dünyaca ünlü sörfçülerin twitter ve instagram hesaplarını blogda 2 bölüm halinde paylaşmak istedim. Eğlencelisinden, çılgınına, en cesaretlisinden, en duyarlısına tüm sörfçü profilleri yazımızda sıralanmakta..

Önce tabi ki ülkemizdeki grup tarzı oluşumları sıralamak isterim, giderek çoğalması sevindirici.
Benim atladıklarımı ulaştırırsanız hepsini eklerim.

1) Danubesurfboards İstanbul'a en yakın sörf okullarıdan biri, Kerpe'de bulunan sörf kampında dalga sörfünün ilk heyecanıyla tanışabilir, yeni arkadaşlıklar edinip, akşamları güneşin batışını izleyebilirsiniz. Tabii akşam sörf sonrası taze balık sofrasını unutmamak gerekir. Okul eğitmenlerinden Ufuk Akıncı, Tolga Hadimoğlu ve yetiştirdikleri genç sporcu Aleyna Hadimoğlu ile iletişime geçerek dalga sörfüne başlamak için bir adım atabilirsiniz.

 facebook sayfaları,  web siteleri http://www.danubesurfboards.com/, instagram hesapları ve twitter adresleri

2) Çapasunta

Alanya'da yaşayan grup üyeleri öncüleri Eran Hakim ve Uras Durmaz, Antalya bölgesindeki sörf haberlerini bizden eksik etmiyor, online ve Alanya'daki mağazalarından da sörf ekipmanları edinebilirsiniz. Ziyaret edilesi duraklardan.

facebook sayfaları, instagram hesapları ve twitter hesapları @Capasunta


3) Alanya Surf Team 

2009 yılından bu yana Alanya'da sörf yapan Mehmet Ali Soy, Mehmet Özgen ve Hayri Yenialp Alanya'daki diğer kardeş sörf topluluğu, bir okulları ya da mağazaları olmasa da ulaştığınız an ekipmanlarını sizlerle paylaşmaktan çekinmeyeceklerine eminim. Facebook sayfalarından Alanya dalgalarının durumunu izleyebilir ve Akdeniz'de de dalga sörfü yapılabileceğini gözlerinizle görebilirsiniz. Açıkçası gelecekte dalga sörfünün iyiece yaygınlaşmasının başlangıç noktasının Alanya sahilleri olacağına inanıyorum.  

Nitekim geçen hafta ISA ( Uluslararası Dalga Sörfü Federasyonu) Türkiye'yi dalga sörfü yapılabilen 72.ülke olarak dahil etti ve Alanya sahillerinden bahsetti. İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
http://www.isasurf.org/newsletter/breaking-news/237.html
 

4) Dalga Sörfü

Bu grup belki de Türkiye'de açılan ilk dalga sörfü grubu. Kurucularının arasında benim de yer aldığım grupta sörfle ilgili oldukça zengin paylaşım bulabilir, grup elemanlarının yurt içi ve yurt dışı gezilerini de yakalayabilir dahil bile olabilirsiniz. Facebook sayfaları için tık tık..

5) Surfin Turkey 

Amerika'da yaşayan Türk sörfçülerin kurduğu grupta da farklı aktiviteler, dünyanın her yerinden sörf fotografları ve videoları bulabilirsiniz. Ayrıca daha önceki yazılarımda bahsettiğim Türkiye'deki ilk official dalga sörfü şampiyonasını gerçekleştirilmesinde grup üyeleri Tunç Üçyıldız ve arkadaşlarının çok önemli rolleri olmuştu.

facebook sayfaları için tık tık..

6) Aleyna Hadimoğlu  

Bireysel olarak sörf sayfasına sahip tek konuğumuz ve sporcumuz şimdilik '' Aleyna Hadimoğlu''. ( Benim gözden kaçırdığım birisi varsa lütfen bildirin) Bence gençlerin sörfe olan ilgisini arttırabilecek derecede yetenekli ve güzel bir sporcu. Sayfasında da oldukça zengin bir içerik sunuyor, dünya sörf şampiyonalarından, kendi deneyimlerine kadar sörf hakkında birçok bilgi edinebilirsiniz. Go on Aleyna! 

facebook sayfası için tık tık..

7) Kayanlar 

Sosyal medyadaki en esprili sörf sayfası '' Kayanlar ''. Sadece sörf değil, kayma ile ilgili her türlü farklı post ile karşılaşabilirsiniz En eğlenceli içeriğe ulaşabileceğiniz yerlerden biri. Sayfa sahipleri Çapasunta grubunun kurucuları aynı zamanda. 
facebook sayfası için tık tık.. 

Yurtdışından sosyal medyada ilgi gören sörf grupları ve bireysel ünlü sörfçülerin sosyal medya hesapları bir sonraki blogta gözler önüne serilecek.. Ufak bir Türkiye sörf iletişim rehberi gibi oldu, umarım ihtiyaçları karşılar.

10 Temmuz 2012 Salı

30 Kasım 2011 Çarşamba

capasunta

Şimdi Türkiye'de surf board bulmak zor ya, denge tahtalarıyla evde, sahilde, orda burda eğlenebilirsiniz. Bazı arkadaşlar çok da güzel bir web sayfasında tanıtıyorlar ürünlerini, çok güzel tahtalar var..

http://www.capasunta.com/

İşte örnekler;





29 Nisan 2011 Cuma

Bali'de Sörf...

Endonezya'nın Bali adası'ndaki spotlar özellikle profesyonel sörfçüler için ideal. Benim gibi beginner'lar içinse Kuta Beach biçilmiş kaftan. Bali'nin Kuta bölgesini aslında bilenler bilir, burda 2002 yılında terorist saldırısı olmuş ve bir sürü insan ölmüştü. Kuta'nın eğlence hayatı, sörfçü cenneti olması müslüman olan teröristlerin gözüne batmıştı.  Turist seviyesinin bombalı saldırıdan sonra düştüğü söylense de , Kuta gerçekten hala çok kalabalık. Yaptığım ufak bir araştırmaya göre de en çok ziyaretçiyi, Avustralya, Hollanda ve Büyük Britanya'dan alıyor. Yüksek sezon olan Haziran-Temmuz ayında Kuta Beach'de su da çok kalabalık.. Aslında bana göre suyun çok kalabalık olmasının dezavantajlarının yanında avantajları da var.

         dezavantajlar;

  • Evet kalabalık olunca zaten 80 dalganın içinde yakalayabildiğiniz 10 dalgayı da yanınızdaki Japon sörfçüye kaptırmanız olası ki, Japonlar gerçekten iyi sörf yapıyorlar. Costa Rica'da dalgaların altında birlikte kaldığım ve sudan çıkınca FUCK!! diye bağıran Japon kız hariç .
  • Su daha pis görünüyor, çünkü dalgaların altında su ve kumlarla boğuşurken suyun rengi de bulanıyor, 3-4 saat sudan illa da dalga yakalıycam diye çıkmayınca bazı ihtiyaçlar suda giderilebiliyor, mikrop kapılabilinir.
  • Dikkatli olmazsanız, burnunuz kanar, kafanıza sörf tahtası çarpar, ağzınıza fin girebilir.

Avantajlarını da yadsımamalıyız...

  • Bi kere operant yani izleme yoluyla öğrenmenin en iyi yapıldığı su, kalabalık sudur. Çünkü sörf uzun uğraşlar ve antremanlarla geliştirebileceğiniz bir spor, birinin size tenis dersi gibi sörf dersi vermesi çok bişey katmaz. Sörf Tenis değildir!! gibi bir çıkış da yapabiliriz, tenis'i de seviyoruz şaka yaptık..Uzun lafın kısası sörf izlenerek de öğrenebilen bir spordur, tabii öğrendiklerinizi denemezseniz bunu eyleme dökmemiş olursunuz, izlemeyle de olmuyor yani bir yandan. İzle ve korkmadan dene sörfün ilk kuralı..
  • Su kalabalık olunca sizin ne kadar yeteneksiz ve dalgaları yakalayamadıkça depresyona gireceğinizi hisseden yanınızdaki sörfçü size yardım eli uzatabilir. Tabii ki sörfün de püf noktaları var. Örneğin, eğer long ve ağır bir board'da sörf yapıyorsanız , sörf tahtasının üzerinde yatarken daha arkada yatmalısınız, board'un önü kafanızdan uzak olmalı. Bu bilgi, çok umutsuz bir anımda tanımadığım bir sörfçü tarafından verilmişti. Yani neymiş; kalabalık su her zaman kötü değildir.
  • Sinerji..Şöyle ki; tek başınıza suda sörf yaparken, dalga yakalayınca sağa sola bakarsınız, kimse bakıyor mu, biri sizi alkışlayacak mı diye.. Çocukken -anne bak anneee, bi bak ya bi bak nası yüzüyorum-- diye anırdığınız olayın aynısı yani..İşte böyle zamanlarda su kalabalık ve yeni başlayanlar ile doluysa sizi tanımasalar bile gülümserler, iyi iş derler, tebrikler derler, sevincinizi kutlarlar. Siz çocukluğunuza dönüp sevinirken, arkanızdan gelen dalga sizi çap diye yapıştırır yere..dikkat..

İşte Kuta Beach:





Kuta'da konaklamak ve etrafı motorsikletle keşfetmek daha maceralı oluyor açıkçası. Yolları bilmiyorsunuz ve Bali'de trafiğin tersten akmasının yanında, Hindistanvari bir karışıklık söz konusu trafikte..Motorsikletten geçilmiyor yollar, mesela kırmızı ışıkta bir duruyorsunuz sanki yarışa katılmışsınız gibi her yanınız motorsiklet..İşte elde harita, gözler tabelalarda, kah pirinç tarlalarının içinden kah maymunlarla gezmenin tadından yenmiyor. Dolayısıyla Uluwatu, Nusa Dua, Canggu, Padang Padang, Impossibles gibi spotlara motorunuzun yanına yerleştirdiğiniz sörf tahtanızla macera dolu bir yolculukla gidebilirsiniz.

Uluwatu:

Burda çok güzel sörf kampları var, sadece doğa, okyanus ve kaldığınız basit bir yer . Konfor, gece eğlencesi arayanlar burda kalmasın. Dalgalar inanılmaz büyük, dar merdivenlerle bir tapınağın içinden geçerek kumsala ulaşılıyor. Sahile ulaşmak yetmiyor, dalgalar açıkta kırıldığı için cesareti olan iyi sörfçüler yüzerek lineup'a çıkıyor. Bir adacık var, bu adacığın üzerindeki teraslarda sörfçüleri izleyebilirsiniz, fotograf çekmek için de ideal. Yalnız burdaki sörfçüleri gerçekten takdir etmek gerekiyor. Lineup çok uzak bi kere ve o zamana kadar da deniz oldukça zorlu, oraya kadar yüzdükten sonra, eminim en az 3 saat kalıyorlardır. Çünkü sahil diye bir şey yok, kayalıklardan atlayıp uzun bir süre yüzüp o şekilde dalgaların kırıldığı yere ulaşılıyor. Susadım, çişim geldi, acıktım gibi sebeplerle çıkıp bi daha girmek çok yorucu olur. Bu yüzden burası özellikle iyi sörfçüler için iyi bir nokta. Ben burda sadece izlemekle yetindim tabii, canlı tüpe giren insan gördüm ihya oldum. Altta dalgalardan ve kimlerin Uluwatu'da sörf yapabildiğine bir kaç örnek var;









Padang Padang&Impossible

Aynı şekilde burda da konaklama imkanı var, sörf camp'ları mevcut, benim gibi motorsiklet kiralayıp günü birlik sörf yapmak için de gelinebilir. Padang Padang'in ufak bir sahili var, deniz sakin görünmekle birlikte resmen sinsi. Burda da açığa yüzmeniz gerekiyor, açığa kadar dalgası olmayan bir yapısı var, çok rahat sörf tahtasının üzerinde yüzerek lineup'a çıkabilirsiniz. Zaten asıl sorun burda başlıyor, dalgalar Uluwatu'daki kadar yüksek ve Kuta'daki kadar küçük değil, ama yine de çok güçlü. Ben burda cesaret edip suya girdim ve girmez olaydım diye çıktığımı hatırlıyorum. Sıra sıra gelen swell'lere yakalanırsanız şansınız yok, ya çok iyi sörf yapacaksınız ya da düşe kalka, hafif boğularak dalgaların sizi döverek kıyıya atmasına razı olacaksınız. Ben seri bi dalga bombardımanına tutuldum burda ve baya zorlandım. Yine de bu tarz yerlerde cesaret edip hem seviyenizi hem de hayatta kalma mücadelenizin derecesini ölçebilirsiniz. Ben ölçtüm, sörf vasat, hayatta kalma mücadelem 10 numaraydı...Lokallik yok, her milletten herkes yakalayabildiği dalgayı sürüyor. Suda insanlar yardımsever, sahilde de sörf yorgunluğunuza birebir yemekler ve meyveler var.

Imposibble adından da anlaşılacağı üzere imkansız bir spot...






Bali Endonezya'da mutlaka görülmesi, keşfe çıkılması gereken yerlerden biri, tapınakları, kuta sokakları, motorsikletli kalabalık trafiği ve antropologların niye bu kadar güleryüzlü olduklarını inceledikleri insanları, yemekleri, eğlenceleri ve tabii ki sörf izlencesiyle alın biletinizi gidin derim. Bali ile ilgili tüm seyehatimi anlattığım ayrıntılı yazı buztuz'da.  


8 Aralık 2010 Çarşamba

Dalgaların İçinde Kaybolmaya Hazır mısınız?

Kış vakti ne dalgası, ne kaybolması demeyin.. Karadeniz`de kışın üzerinize giyeceğiniz basit bir wetsuit ile sörf tahtanız elinizde havalı havalı sörf yapabilirsiniz. Sörfün ülkemizde yayılması için büyük çaba harcayan insanlardan biri olan Ufuk Akıncı`yı anlatmak istedim. Ufuk Akıncı Karadeniz` in karanlık ve hırçın dalgalarında büyüyen, yetenekli genç bir insan. Onu bizden farklı kılansa, Türkiye`de dalga sörfünü yaymak, kendi atölyesinde sörf tahtası yapmak ve yakın zamanda bir Sörf Köyü kurmak üzere olması..Ufuk`un sörf macerasını ve hayallerini uzun uzun konuştuk..

 Kendinden ve sörfe ne zaman ilgi duyduğundan bahseder misin?
 1981 yılının Haziran ayında İstanbul’da dünyaya geldim. Çocukluğumdan beri çok hareketli biriydim. Karşıma çıkan her sporu deneme arzusu içinde, sportif açıdan başarılı bir gelişim gösterdim. Ama, o çağlardan beri içimde saklı bir hayal vardı. Onu sadece televizyonda Cuma akşamları TRT 3’te NBA yayınından önce gösterirlerdi. Abilerin masmavi dalgaların üzerinde ve içinde, bir o yana bir bu yana gittikleri spor, yaşam biçimi, özgürlüğün somut yansıması…
1991 yılında Anadolu Liseleri sınavlarına girdim. Sınavdan çıkmış, bisikletimi sürerken sınavın iptal edildiğini, bir alçağın soruları çaldığını söylediler ve yıkıldım. İkinci sınavda Kocaeli Oruçreis Anadolu Lisesini kazandım.
1999 senesinde, Spor akademisi veya Güzel Sanatlar bölümleri için çok hevesliyken, annemin “sen zaten başka bölüm kazanamazsın” demesi üzerine, o akşam üniversite sınavına hazır olduğumu anladım.
Sınavdan önceki geceydi. Sınavın iptal edildiğini babamın alaylı kelamlarıyla öğrendim ve hayatımda ilk defa sinirlendim. Birisi yine soruları çalmıştı (Ben 8 sene önceki aynı alçağın yaptığından şüpheleniyorum). Ertelenen sınavda Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F. Ekonometri Bölümünü kazandım. Dört buçuk senede mezun oldum. Son iki yaz tatilimde ve son senemin hemen hemen tamamında Ata Yatırım Menkul Kıymetler’de, önce seans odası, şube genel, muhasebe ve sonra araştırma bölümünde Baş Ekonomist Altuğ Karamenderes’in yanında stajyer olarak ücretsiz çalıştım. Mezun olduğumda zaten bir buçuk senelik iş tecrübem olmuştu. Hatta Türkiye`de 2002 seçimleri için ekonomik modelli ilk raporu hazırlayan kişi bile olmuştum.

Fotograf : Aytekin UZAR

Erzurum’da 6 ay kısa dönem askerliğin ardından 6 ay hiçbir şey yapmadım (rehabilitasyon). 2005 yılında İngilizce öğrenmek, biraz da hayallerimin ilkini gerçekleştirmek adına Avustralya’ya uçtum. Muhteşem bir kişilik gelişim süreci… O güne kadar sualtı rugby`si dahil birçok spor denemiş biri olarak, küçüklüğümde hayalini kurduğum dalga sörfünün merkezindeydim ve sonunda sörfü deneme şansı buldum. İlk tahtamı kiraladım ve Karadeniz’de doğup büyümenin verdiği dalgaları iyi tanıma becerimle ilk dalgamı hemen yakalayıp, tahta üstünde hemen ayaklanma becerisi sergiledim. Sonrasında kıtanın kıyılarını arşınlarken dikkatimi dalgaların tanıdıklığı ve insanların enerjisi çekti. Böylelikle grafiğini kendi kendime çizdiğim sörf tahtamı da alıp Türkiye’ ye döndüm.
Huzursuzluk an be an artıyordu. İşten ayrılıp sorunun kökenine inme düşüncesiyle, kendimi dinlemek adına, bir bisiklet seyahati gerçekleştirdikten sonra sörf sporunu Türkiye’de yaymak ve insanlara bu heyecanı yaşatmak için bir adım atmam gerektiğine karar verip, mevcudiyeti bulunmayan bir olguyu yaratma düşüncesiyle araştırmalarıma başladım.

Fotograf : Aytekin UZAR

İlk sörf tahtamı imal etmem 10 ayımı aldı. İnsanlara bu sporu öğretebilmem için sörf tahtaları gerekiyordu ve bunu sağlamak zorundaydım. Tahtalar ardı ardına oluşmaya başladı. Ders verme fikri beni bu işi profesyonel olarak bilgi almam gerektiği konusunda ikna etti ve dünyanın birçok yerine hayat hikayemi, hayallerimi anlatan bir e-mail gönderdim.
 Ve Güney Afrika Cape Town’dan Kahuna Surfing Academy bana resmi olarak sponsorluk vererek beni G. Afrika’ya davet etti. Bu sayede kısıtlı bütçem ile sörf eğitmenliği sertifikası almakla kalmamış, Güney Afrika’nın sörf federasyon başkan yardımcısının yanı sıra birçok profesyonel sörfçü ve sörf tahtası yapımcısıyla da tanışma imkanı yakalamış oldum.
Şu an dalga sörfüne karşı hızla gelişen ilgiyi ve insanlar ile iletişime geçtikçe oluşan popülasyonu hayretler içinde izlemekte ve bu yönde çeşitli şehirlerde buluşma toplantıları gerçekleştirmekteyim. Gerçekleştirdiğim toplantılarda karşılaştığım ilgi ve enerji çok yüksek ve oldukça motive edici. Bu toplantılar, temellerini oluşturduğum ve yakın zamanda kuracağım Türkiye Dalga Sörfü Kulübü ile Türkiye’deki sörfçüleri bir araya getirebileceğimi, sadece hayali kurulan organizasyonları kolayca gerçekleştireceğimi hissettirdi bana.
Dolayısıyla,  şimdi bütün enerjimi bu sporun Türkiye’de oluşabilmesi hayalim için odaklamış bulunmaktayım.


Peki board yapımına seni yaklaştıran şey neydi?
            
Bord yapımına beni ilk yaklaştıran unsur Austuralya’dan getirdiğim tahtanın profesyonel bir shortboard olmasıydı. Daha sörf yapamıyordum ve çok zor bir tahtayla bu işe başlamak gibi bir hata yaptım. Bu sebepten kendimi geliştirmek için Karadeniz`in düşük tuzluluk oranına göre bir tahta almalıyım düşüncesi ve sörf yaparken hissettiklerimi başkaları ile de paylaşabilme düşüncesi tahtaların ardı ardına şekillenmelerine sebep oldu.

 Nerelerde sörf yaptın?
            
Austuralya`da küçük denemeleri sayarsak orda ve sonrasında Karadeniz bölgesinde Kerpe`den , İğne Ada`ya kadar hemen hemen heryerde. Caddebostan sahilde, Antalya`da ve sponsorluk sayesinde Güney Afrika` da.
  
En etkilendiğin yer neresi oldu?
            
Açıkçası en etkilendiğim yer şu an yaşadığım yer Kerpe benim için. Zaten burada o kadar etkilenmeseydim çoktan yurt dışında hayatıma shaper olarak çok güzel bir sahilin ve dalgaların kenarında geçiriyor olurdum .

  
Sörfü diğer sporlardan ayıran şey ne, sence niye bir hayat felsefesi haline gelmiş?
            
Bence Sörfü diğer sporlardan sadece bakış açınız ayırabilir. Eğer spor olarak görür ve sörf sporunda sporcu olmak istiyorum derseniz, inanın karşınızda oldukça zor bir spor bulacaksınız. Ama beni ona bağlayan ki bu da sörfü spor olarak değerlendirmeme imkan tanımayan yanı, doğayla olan bütünlük hissi. Doğanın oluşturduğu bir enerjinin artık son bulacağı kıyı seridinin hemen açığında o enerji ile bütünleşmek, kanımca insana içinde yaşadığımız olağanüstü gezegenin bir parçası olduğumuzu ve onu yok etmeden, uyum içinde hareket ettiğimizde bize daha önce hiç yaşamadığımız kadar güzel hisler yaşatacağını gösteriyor. Bunun  bir hayat felsefesi haline gelmesi de pek şaşırtıcı değil bence çünkü zaten hayatın kendisi bu.

Şu an ne gibi çalışmalar yapıyorsun? 

    Şu an halen daha Kerpe’de yaşıyorum ve elimden geldiğince gelen arkadaşlara sörf eğitimi veriyorum. Yakın zamanda Çok şanslıyım ki yine bir sörf sevdalısı ortağım Tolga ile tanışma şansı yakaladım ve onunla birlikte bir güç oluşturup Türkiye ve tabi ki sörf sporu için çok yenilikçi projelere imza atmaya çok yakınız. Bu projelerin hayata geçmesi durumunda belki Dünya’da dahi az rastlayabileceğiniz bir konsept ile insanları bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Artık çalışmalar sonuçlandığında bir daha bu ortamda yaptıklarımızı anlatma şansı buluruz umarım.


Türkiye’de sörf eğitmenliği için sertifikası olan tek kişisin? Bununla ilgili bir okul açma fikrin var mı?
            
Bu yaz için güncel projelerin hayata geçmesi zor gözüküyor ama zaten ders verebilme hakkım olduğundan isteyen herkes gelip sörf dersi alabilir bizden. Öğretmenlik için eğitimini cankurtaranlık eğitimiyle birlikte Güney Afrika`da oldukça profesyonel insanlardan aldım ve bu sebepten içlerinde herhangi bir korku olmadan gelip dalgaların keyfini çıkarabilir insanlar.
            
Yakın zamanda açılacak olan web sitemizde bu bilgilerle ilgili detaylara ilgilenen arkadaşlar ulaşabilirler. Websitesi www.danubesurfboards.com çatısı altında oluşacak klüp ortamında ise çeşitli aktiviteler turlar düzenleyerek insanların bu hayat tarzını tanımaları ve aktif olarak sörf yapan insanları bir araya getirmeyi planlıyoruz.Web sitesinde yayınlanan bilgiler sayesinde artık insanlar sörf hakkında daha geniş bilgiye kolayca ulaşıp kendilerini geliştirebilecekler. Bu sayede de  herhangi biryerde sörf yapmak için kendilerini güvende ve hazır hissedebilecekler diye düşünüyoru.

Bayanların bu spora olan yakınlığını nerde görüyorsun?
            
Türkiye’ de şu an için bayanların ilgisi oldukça yüksek ve benim düşüncem bayanların denge konusunda başlangıç aşamasında erkeklerden daha iyi performans gösterdiği de bir gerçek. 

Kaç kişi Danube sörf tahtalarını kullanıyor?

 Şuana kadar DANUBE sörf tahtası kullanan 4 sörfçü var(ben Hariç). Ama gelen siparişleri de sayarsak sayı yakın zamanda 7 olacak.

 Senden sörf tahtası almak isteyenler ne yapmalı?

Web sitesi üzerinden insanların her konuda bize ulaşmaları mümkün. Bordlar için standart modeller dışında özel yapım bordlar için de bir sipariş formu bulacaklar. Böylelikle hayallerindeki sörf tahtasına en kısa zamanda kavuşabilecekler.

Ufuk Akıncı`ya ulaşabileceğiniz adresler:

facebook/surfartclub

17 Nisan 2010 Cumartesi

BlackSeaSurfers Kızları...


Fotoğraftaki insanlar, 28 Mart tarihinde ilk defa Şile'de bir araya geldi ve sörf yaptı.. Blackseasurfers oluşumu bize katılan insanlarla devam ediyor. Kızların sayısı da erkekler kadar çok, torpil geçmemek olmaz şimdi...Gittikçe de çoğalacağı ümidi bizi heyecanlandırıyor.
**soldan sağa; Özge,Mary,Çiğdem,Şelale..( kadrajda olmayan Sevinç ve Dilek'i yazmadan olmaz..) Diğer fotograflar için; http://www.facebook.com/group.php?gid=282922455173&v=photos#!/photo.php?pid=11632819&op=5&o=global&view=global&subj=282922455173&id=699505275

13 Şubat 2010 Cumartesi

Çağla Kubat Özel Röportajı




Çağla Kubat dediğimizde hepimizin aklına Rüzgar sörfü, Alaçatı, Çeşme, güzel, zeki, oyuncu.. gibi kelimeler geliyor. Bu kelimelerin hepsini hakkıyla dolduran da bir hikayesi var .. Hayatında geriye dönüp baktığınızda; gerçekten başarıyı, gerçekten sporu ve yüksek enerjiyi görebiliyorsunuz.. İtalyan Lisesi’ni 1.likle bitirip, 2001 yılında İTÜ’den Makine Mühendisi olarak mezun olmuş. Bunlar olurken de rüzgar sörfünden hiç kopmamış, Şu an Slalom Dünya Bayanlar sıralamasında 5. sırada.. Qusiklver&Roxy, Rozi ve Fenerbahçe Spor Kulubu soponsorları. Türkiye’de ve Yurtdışındaki yarışlarında muhteşem başarılara imza atmış ve Rüzgar Sörfünün ülkemizde yaygınlaştırılması ve kız/erkek tüm gençlerin bu spora başlamasını sağlayan en önemli kişilerden..O ülkemizde rüzgar sörfünün ‘’Pionner’’’ı….


-Spora ve rüzgar sörfüne nasıl başladınız ?

Çocukluğumdan beri, ailemle birlikte her Pazar spor günümüzdü. Birlikte tenis oynar, yüzmeye giderdik. Sporu ailemle birlikte yapardık, her türlü sporu denememe fırsat verdiler. Voleybol, basketbol, tenis, yüzme ve sonunda hayatımın akışını çizecek rüzgar sörfü..

Çeşme’de yazlığımız vardı, ailemle birlikte seyehatlerimizde insanlarla tanışmayı da çok severdik. Bir İspanyol aile ile tanışmamızda, bu aileden Çeşme Alaçatı da rüzgar sörfü yapıldığını öğrendik. Özellikle annem kafasına koydu ve Alaçatı’yı keşfetmeye karar verdik. Alaçatı’nın o zamanlar; şimdiki halinden çok daha güzel olduğunu da ekliyor.

Köye gittiğimizde , orda yaşayanların sörf yapıldığından haberi yoktu, Çeşme’de hiç kimsenin haberi yoktu. Alaçatı’daki sörfü Hery Ness adında bir Alman keşfetmiş.. Alaçatı’da sörf yapılan yeri ararken, bulamayıp geri dönmeye karar vermişler. Yolda kavun satan bir satıcıya rastlamışlar, Çağla ısrar etmiş kavuncuya sormak için.. Sörf var mı? sorusuna,,’’ İleride rengarenk kelebekli insanlar dolaşıyor..’’ demiş..


Bu tabiri çok sevmiş ve ‘’Kavuncunun kelebekleri buldurdu rüzgar sörfünü bana’’ diyor..


-Neden yarışmak ?

Rüzgar sörfünde bir hedefim vardı, ve devam etmek istiyordum. Sörfe başladığımda kızlarda çok fazla yarışan yoktu ve dolayısıyla yarışmaktan başka seçeneğim yoktu. Alman bir antrenör getirttim ve 1 ay antreman yaptım. Olimpiyatlarda hazır olmadan, yeterli antremanı yapmadan katılmak istemedim. Slalom yarışlarında güzel başarılar elde ettim ve gerçekten yarışmanın keyfini böyle aldım. Tüm Rüzgar sörfünün en iyilerinin sıralandığı PWA 2009’da 5.sıradayım..6 tane Türkiye şampiyonluğum bulunuyor. Bu sene Datça’da serbest ve slalom branşlarında sadece bayanlara özel bir yarışma yapılmasını planlıyoruz.




-Dünya şampiyonu kadınların rüzgar sörfündeki yeri ne durumda? Ülkemizde nasıl?

PWA Dünyada bayanlar için 3 bölgede yarışma yapıyor ve hala bayan sayısı çok az. Sürekli aynı kişilerle yarışıyoruz. Slalom Dünya sıralamasında ilk 3 bayanın yaşları 35-40 arasında. Bu tecrübeyle gelişen bir olay. Ne kadar çok bölgede antreman yapar, yarışırsanız daha başarılı oluyorsunuz..Yani dolayısıyla geçen yıl sörf öğrenen birisinin yarışmalara katılması, bizim yarışmalarımızın değerini de düşürüyor.

Ülkemizde kadınların spora bakış açısı, zayıflanılacak zaman ihtiyaç duyulan bir eylem genelde. Bu böyle olmamalı, aslında spor yaşamın bir parçası olmalı, ve sağlıklı, keyifli ve enerji dolu olmanın anahtarı olduğunun farkında değil çoğu kadın.. Geçen yıl Hawaii/Maui’ de yaptığım antremanlarda gördüm ki, bir sürü ücretsiz spor kompleksleri var. Çocuklar, gençler ücretsiz olarak istedikleri dalda antremanlarını yapıp kendilerine bir tutku yaratacak bir spor dalı bulabiliyorlar. Biraz da fırsat verilmesiyle ilgili. Bayanlar spordan uzak kalmamalı…Bazı arkadaşlarım keşke seninle küçük yaşta öğrenseydik diyorlar, ama bu böyle deği,l her yaşta başlanılabilir, hem rüzgar sörfüne hem de spora. Öğrenmenin de keyfini yaşamalılar.

-Özellikle ülkemizdeki kadınların bu spora ilgi duymasının en önemli nedenlerinden birisiniz, ne düşünüyorsunuz?


Özellikle Türkiye’deki kadınların bu spora ilgi duymasının nedenlerinden biri olmak çok hoşuma gidiyor. Örneğin, “Biz bu sporu erkek sporu olarak biliyorduk, sizi görüp bizim de yapabileceğimize inandık” diyen kadınlar oluyor.

-Sörfe başlamak isteyenler nerelere başvurmalılar:

Fenerbahçe ve Galatasaray Kuluplerine başvurabilirler. Tuzla’da, Alaçatı’da başlayabilirler. Öğrenmek için en uygun yer ise Alaçatı..Öğrendikten sonra Dünyada Rüzgar sörfü yapılabilecek bir çok nokta da var. Önümüzdeki yıllarda bir rüzgar sörfü okulu açmayı da planlıyorum.



- Geçen yıl Hawaii'nin Maui adasına gittiniz, orda antrman yapma imkanınız oldu ,orda günler nasıl geçti ve Dalga Sörfü deneme imkanınız da oldu mu?

Ada herşeyiyle mükemmeldi, adadaki herşey sörf üzerine kurulu. Sabahın erken saatlerinde sahil sörfçülerle doluyordu, işleri olanlar sörflerini yaptıktan sonra işlerine gidip akşamüzeri yeniden dalgalara bakıp suya giriyorlardı. Akşam da erkenden uyku...Ben de orda kendimi dalga ile yapılan rüzgar sörfünde geliştirmeyi denedim. Ama çok zordu, ciddi antreman ve güç gerektiriyor. Çoğu kez dalgaların altında kaldım ve sörf ekipmanlarım çok ağır olduğu için çok zorlandım.

Dalga sörfünde stand up paddling denedim ve çok keyif aldım, Türkiye'de de bunun öncüsü olmak istiyorum. Sizin çalışmalarınızı da takip ediyorum ve mutlaka sizlerle birlikte denemek için geleceğim.

10 Ocak 2010 Pazar

Hawaii'li Mamala...(Bölüm 1)


Çok uzun değil, daha dün 21. yüzyıl boyunca erkekler, sörf dünyasına hakim olmak ve neredeyse kadınları bu dünyanın dışında tutmak üzerelerdi. Ancak kadınların da bu işin içinde olduklarını başarıları ile kanıtlamaları ile, özellikle Lisa Andersen, Stephanie Gillmore gibi baskın karekterler sayesinde çok şükür ki, yüzyılın sonlarına doğru bu durum değişmeye başladı. Aslında bu duruma karşı çok eskilere bile baktığımızda, sörf hayat tarzının kökleri, eşitliğe dayanmaktadır. Polinezya Bölgesi ve Hawai 'nin mazisinde bir hiyerarşi olmasına rağmen sörf; yalnızca kadın ya da erkeklerin değil aynı zamanda çocukların da ortak noktasıydı.



Sörf'ün aşağı yukarı yadsınamaz 5,000 senelik tarihine baktığımızda, bu sürenin büyük bir kısmının erkek egemenliğinde geçtiğini görürüz. Ancak bu tarihlerde, kadın ve çocukların da bu hayatın içinde yer almaması mevzu bahis olamaz. Bunun içindir ki, modern zamanlardaki kadın sörfçülerin yükselen etkisi yeni bir gelişmeden çok geçmişteki dengeye dönüş olarak görülebilir diyebiliriz.

Şimdi eskiye dönüp, kadın ve erkeklerin hatta çocukların sörf ile bir bütün olmuş yaşam tarzlarına bakalım ;



18.yy sonları ve 19.yy başlarında Hawaii’i de, Avrupalı gezginlerin anlattıkları; sahile doğru küçük sörf tahtalarını süren Hawaii’li erkekler, kadınlar ve çocuklar olduğudur.. En tehlikeli seri dalgaların (swells) vurduğu ya da umumi kullanım için ‘kapu’ (yasaklı) olan sahiller haricinde erkek ve kadınlar sörf sahillerini eşit olarak kullanıyor olduklarını kaynaklardan öğrenebiliyoruz. Tarihçiler Ben Finney ve James Houston kadın sörfçüler hakkında şöyle yazmışlardı: “Erken Hawaii’nin kadın sörfçülerinin büyük bir kısmı yetenekli sörfçüler ve bazen de şampiyonlardı. Sporun erken dönem gravürleri kıvrılan dalgaların üzerindeki sörf tahtalarındaki yarı çıplak adalı kızlarla doludur.”

Bunu belgeleyen Thomas Thrum 1896’da yayınladığı “Hawaii Sörf Sürüşü” isimli makalesinde şöyle diyordu: “Yetenekleri ve bu spora cesaret etmeleriyle arkadaşlarının arasından sıyrılıp şöhrete ulaşanların serüvenleri ile yerel efsaneler bollaşmış ve her iki cins için de aynı derecede müptelalık yaratmıştır; ve -bu entelektüel gelişim günlerinde-, genellikle daha nazik olan cins birinci gelmiştir.”

“Bu eşitlik ve cinsel özgürlüktür,” diye devam eder Finney ve Houston, “spora zevk katmıştır ve popülerliğinin yaygınlaşması için de önemli olmuştur. Hiç şüphe yok ki, o gün kendini sörf modunda hissetmeyen âşık bir Hawai'i'li, kendisini aşk arayışında boşa kürek çekerken bulur; bir erkek ve bir kadının aynı dalgada sörf yapması durumunda, kumsala dönüldüğü zaman geleneğin ağır bir flörte izin verdiği çok iyi bilmektedir. Bir erkek ya da bir kadın dalgaların üzerinde performansını gösterip kur yaptığı ve başarılı olduğu zaman, sörften daha ciddi ilişkilerin ortaya çıktığı da olur.”



Sörf tarihinde bilinen ve kendisi hakkında bazı detaylara ulaşılabilen en eski kadın sörfçü Mamala’dır ve bilgimiz mitolojiye dayanmaktadır.

MAMALA

Sallanan deniz ve Kou’nun koşan denizi vardır,
Yengeç gibi hareket eden deniz Kou.
İçmek için awa’yı ve yemek için yengeci hazırlayın.
Küçük konane tahtası Hono-kau-pu’dadır,
Dostum sörfün zirvesinde.
Bizim için iyi bir sörf vardır..

Honolulu kıyısınca uzanan Waikiki’nin batısındaki Ke-kai-o-Mamala okyanusu, “Honaka’upu’daki muhteşem hindistan cevizi korusunda,” diye yazar Finney ve Houston, “ve Kou’daki en iyi dalgaları sağlayan, şu an Hono-lulu limanı olan yerdir. Burası ismini ünlü bir sörfçü ve ünlü bir O’hau şefi olan Mamala’dan almıştır. O bir kupua (Hawaii mitolojisindeki yarı tanrılar), bir yarı tanrı ya da süper güçleri ile güzel bir kadının, dev bir kertenkelenin ya da büyük bir köpekbalığının şeklini alabilen bir kahramandır.

Efsaneye göre, kendisi de bir kupua olan köpekbalığı adam Ouha ile evlenmişti. Mamala ve Ouha, Kou’daki pürüzsüz konane kayasının üzerinde sık sık awa içer ve konane oynarlardı.

Mamala istisnai bir sörfçüydü. Kou körfezinde rüzgârlar sert estiği ve dalgaların düzensizce olduğu zamanlarda bile, zor denizlerde, kıyıdan uzakta sörf yapmayı severdi. Kumsaldaki insanlar ellerini çırparak ve onun yeteneğini öven tezahuratlarla onu izlerlerdi.


Bir gün, hindistan cevizi korusu şefi Honaka’upu Mamala’nın, karısı olmasını istediğine karar verdi. Doğal olarak, Mamala itaatkâr bir biçimde yeni kocasıyla yaşamak için Ouha’yı terk etti. İtibarını kaybettiğini düşünen Ouha sinirlendi. Önce saldırgan bir yaklaşımla Honaka’upu’yu alaşağı etmeyi denedi ancak buradan kovulmak zorunda kaldı. (Ouha'nin adı yaşadığı adaya verilmişti, bilenler bilir ünlü "LOST" dizisi bu adada çekiliyor..)

Daha sonra, yerli kadınlar, yarı tanrıyı komik duruma düşürerek, Ouha ile dalga geçtiler. Ouha bu onursuzluğu kaldıramadı. Sonuç olarak, insan formunu sonsuza dek terk etti ve Waikiki ile Koko arasındaki sahilin, büyük köpekbalığı tanrısına dönüştü.

Mamala daha sonra Honolulu denizi olarak –Ke-kai-o-Mamala- ve onun üçlü aşk ilişkisi hakkındaki şarkı ile –Honaka’upu’nun Mele’si (şarkı),- anıldı; bir kısmı şöyledir:

Akan sörf dalgalarının zirvesinden,
Gündüzün ve gecenin gözleri unutuldu.
Kou gündüzdür ve bu gece
Gözler Kou’da buluştu.

"Bu ilginç ve bize Hawaii'nin erken dönemlerinden güzel detaylar veren hikaye, Mamala'yı takip eden diğer kadın sörfçüler ve hayatları ile devam edecek. Çevirilerde yardımını esirgemeyen sevgili Arda Kaynak'a çok teşekkürler.''
Çiğdem..

29 Eylül 2009 Salı

Dalga Sörfü 'ne Başlarken...

Dalga Sörfü; yapılması zor olan bir spordur. Vücudun sürekli formda olması gerekir. Suyun içinde ne kadar fazla zaman geçirirsek, o kadar daha çabuk öğrenir ve kendimizi geliştiririz. Dalga Sörfü 'de en zor olan dalgayı yakalayıp ayağa kalkma (take-off) dışında boardun üstünde dengeli biçimde yüzebilme (paddle), dalgaları tanıyıp, geçebilme (paddle-out), dinlenmek için boardun üzerinde dengeli oturabilmek, akıntı yönünü iyi kavrayabilmek ve suyun içinde sörf kurallarına uymak, öğrenmemiz için önemli adımlardır.




Karadeniz'in dalga ve kıyı yapısı yeni sörfçüler için çok uygundur. Aşağıda yeni başlayacaklar için gerekli bazı bilgiler yer alıyor;
0... Eğlen ve Hayat'a Gül

İyi sörf yapabilmek seneler alabilir ama önemli olan tüp'e girmek değil, suyun içinde arkadaşlarımız ile nasıl eğlenip güldüğümüzdür. Kumsal'a bir kez koltuğunuz altında sörf tahtası ile girdikten sonra, ayaklarınızın arasına kum tanecikleri yapıştığı an; sörfçü olmuşsunuzdur. Bir daha asla sörf dünyasından ayrılamazsınız.

Hız, ses ve dalga enerjisi.. İnsanoğlu, bu dünyada sadece dalga enerjisini hissedebilir ve onu yakalayabilir. Dalga yakalamak; insana imkansızı başarma duygusunu verir ve hayatın günlük sıradanlıklarını farketip yaşama başka bir boyutta bakmanızı sağlar. Dalganın tepesinde, ayağa kalkıp aşağı doğru, dalganın cam gibi yeşil tarafına doğru kayarken duyduğumuz heyecan, bize suyun üstünde yürüyebilme duygusunu hissettirir.

Her sabah kalkıp robot gibi işe gitmek, daha çok para kazanmak, mevkimizi yükseltmek için başkalarını ezmek..Bunların hepsi, senede bir elbiselerimizi, 5 senede bir arabamızı, 20 yılda bir evimizi değiştirebilmek içindir. Böylece toplum içinde daha iyi bir konum kazanacağımızı, insanların gözünde itibarımızın artacağını düşünürüz.

Ama insan bir kez dalganın enerjisini, sörf tahtası ile hissettikten sonra bir daha karaya ayak basmak istemeyebilir ve kendini "aloha" kültürüne ( Hawaii'de sörfçüler arasında, basit yaşa ve eğlen felsefesi) bırakabilir. Herhalde büyük şirketlerde çalışan sörfçü sayısı bugün yok denilebilecek kadar azdır.

Dalgalar, bize hayat'a karşı "bana ne" demeyi öğretir. Sürekli aklımızda dolaşan "bana ne" kelimesi yavaşça beynimizde bir yer edinip, hem dalgaları yakalamamızdaki korkumuzu hem de toplum'un koyduğu basit kuralları önemsemememizi sağlar.

Ve böylece suyun içinde düştüğümüzde veya bir tarafımız kesildiğinde veya iki saat suyun içinde bekleyip dalga yakalayamadığımızda bile sürekli güleriz, önemli olan Hayata karşı DALGA geçmektir.
1... Denizde Güvenlik
Güvenli ve tehlikesiz bir biçimde sörf yapmak istiyorsak denizde emniyetimiz için aşağıdaki bilgileri dikkate almamız gerekiyor. Özellikle de Karadeniz'in soğuk ve rüzgarlı olması, bilinçsizçe sörf yapmak için denize girildiğinde can güvenliğimiz için risk oluşturmaktadır.
Hava..
Hava; denizde iken sürekli değişkenlik gösterebilir. Özellikle de tropikal yerlerde aniden gelen fırtınalı hava risk oluşturabilir. Bu bölümde Türkiye'deki hava koşullarını değerlendireceğiz.

Kış aylarında, Karadeniz'in ağırlıklı olarak kuzey yönü rüzgarları alması hava derecesini oldukça düşürmektedir. Havanın ısındığı zamanlarda yine Karadenizde dalgaların oluşabilmesi için en az orta şiddetli rüzgara ihtiyaç vardır. Rüzgarın sert estiği zamanlarda akıntı artar ve dalgaları geçmek zorlaşır.

Ayrıca bahar aylarında yağmur sezonları ile birlikte yıldırımlar da oluşmaktadır. Böyle havalarda suya girmememiz gerekir.

Genelde dalga sörfü için en uygun hava güneşli veya az bulutlu havalardır. Karadeniz 'de zaman zaman basık hava hakimdir. Cesaretimizin biraz kırılmasına yol açabilir çünkü bu havalarda dalgaların rengi koyu, açıklar ise cehennemi andırabilir. Böyle durumlarda tecrübeli sörfçüler ile birlikte denize girmekte fayda vardır. Onların tecrübesi ile yavaş yavaş korkularımızın yok olduğunu göreceğiz.

Fırtınalı havalarda denize girmemekte fayda vardır. Eğer bulunduğumuz spotta tecrübeli sörfçüler varsa, içeceklerimizi alıp onları kıyıdan seyredebiliriz.

Su Sıcaklığı..

Dünyada tropikal yerlerde dalga sörfü yaparken sadece board-shortlarımız ile sörf yapabiliriz. Ama Karadeniz gibi soğuk yerlerde wetsuit'e ihtiyacımız vardır. Karadeniz'de suyun sıcaklığı kışın 6-8, ilkbahar da 10-18, yaz'ın 19-24 ve sonbaharda ise 10-18 derece aralığındadır. Yaz dışındaki bütün aylarda wetsuit giyilmesi gerekir.

Wetsuit'in kalınlığı 6/5 mm veya 5/4 mm olmalıdır. Ayrıca eldiven, başlık ve botlara da gereksinim vardır. Bu kalınlıktaki wetsuitler ile İzlanda da bile sörf yapabilirsiniz bu da Karadeniz'in ne kadar soğuk olduğunun göstergesidir.

Özelliklede kış aylarında daha ince wetsuitler ile suya girmemiz büyük bir risk oluşturacaktır. Çünkü dalgalı denizde kıyıya dönmemiz hemen olmayabilir. Bu süre içinde hipotermi'ye (vücut ısı düşüklüğü) yakalanabiliriz.

Wetsuit alımında tavsiye için sitedeki ilgili arkadaşlar ile iletişim kurabilirsiniz.

Dalgalar..

Dalgalar; bizler için hem eğlence hem de biraz korkudur. Her spot'un kendine özgü kıyı yapısı vardır. Bu yüzden dünyanın her yerinde dalgaların kırılışları birbirlerinden farklıdır. Kimi çok tehlikeli (boyun kırıcı), kimileri ise çok yumuşaktır (baby point).

Dik olarak kırılan dalgalar (hollow waves) tehlikeli ve yakalanıp kalkılması (take-off) güç olan olan dalga türleridir. Kıyı yapısı; derinden bir anda sığlaştığı için dalga enerjisini bir anda bırakır ve böylece dik ve güçlü olarak kırılır. Tüpler bu dalga tiplerinde olur. Hawaii'deki Pipeline buna en güzel örnektir. Dibindeki resifler (reef), dalganın tüp şeklinde kırılmasına yol açmaktadır. Pipeline, sörfçüler arasında en tehlikeli spotlardan birisi olarak bilinmektedir.



Yumuşak kırılan dalgalar (crumbling waves) ise yeni başlayanlar için uygundur. Derinden sığ kesime doğru dikey bir eğim olduğu için dalgalar enerjisini yavaş yavaş bırakırlar. Büyük dalgalar olmadıkça herhangi bir tehlike oluşturmazlar. Dalgalardan düştüğümüzde (wipe out) her zaman kollarımız ile başımızı korumamız gerektiğini unutmamamız gerekir. Sörf tahtası, resifler veya dipteki kayalara çarpıp istenmeyen kazalara yol açabiliriz.
Akıntı..
Özellikle de şiddetli rüzgarlarda, Karadeniz'de akıntı, dalgalar ile birlikte kuvvetli olur. Dalgalar ve rüzgar azaldıkça akıntı da azalır.
Bazen akıntılar sörfçüler için daha iyidir. Çünkü dalgaların arkasına geçmek için akıntı kullanılıp açığa hızlı bir biçimde yüzebiliriz. Akıntı, bizi açığa doğru çekmesinin sebebi arkadan başka bir dalganın gelmesidir. Dalga kırılıp üzerimizden geçtiği zaman akıntı da biter. Panik yapmamamız gerekir çünkü gelen dalga ile birlikte akıntı da son bulacaktır.
Akıntıyı deniz yüzeyindeki çalkıntıdan ve hareketlerden anlayabiliriz. Genelde kuvvetli akıntılar kıyıda olur. Açıkta ise rüzgarın oluşturduğu akıntılar vardır. Bu akıntıları farketmek için her zaman kıyıya bakıp bir nokta seçip (ağaç, bina vs.) denizdeki konumumuzu yüzerek ayarlamamız gerekir.
Deniz Canlıları..
Deniz kestaneleri, istidreyeler, deniz anaları, bakteriler, yengeçler, vatozlar ve tabiki de dostlarımız köpekbalıkları..
Çıplak ayak ile dalga sörfü yaptığımız zaman deniz dibindeki bazı canlılar ayağımıza batabilir ve ufak çapta bizi yaralayabilirler. Kimi resif yerlerde sörf için yapılmış özel botlardan giymemiz gerekebilir. Tropikal sularda bakterilerin çokluğu nedeni ile ufak yaralanmalar, mikrop kapıp yaranın daha da büyümesine yol açabilir. Tropikal yerlerde sörf yaparken, yanımızda anti bakteriyel ilaçlar bulundurmamız yararlı olur eğer yoksa yara yerine bolca limon sürmemiz gerekir.
Köpekbalığı..
Sörf dünyasının içinde olduğum sürece daha önce hiç sörf yapmamış kişilerden aldığım ilk tepki ve kelime; "Köpekbalığı" 'ı olmuştur. 1975 yılında Steven Spielberg tarafından çekilen "Jaws" filmi hepimize köpekbalığı korkusunu aşılamıştır. Ama bir sörfçüye yıldırım düşme olasılığı daha fazladır veya sörf yapacağımız spot'a giderken trafik kazası ihtimali daha yüksektir.

Sevgili dostlarımız, geçmişte sörfçülere saldırmış olabilir ama bu sayı çok azdır. Dostlarımız genelde insan etini kemikli diye beğenmez:) Sadece çok aç kaldıklarında yanılıp bize saldırırlar. Ama tekrarlamak gerekir bu oran çok düşüktür. Köpekbalığının bol olduğu yerlerde, sörf yapılmaması gerekir. Güney Afrika'da Jeffrey's Bay, Kaliforniya'da Maverick's, Meksika'da Ixtapa veya Güney Avustralya'daki Adelaide gibi belli bölgeler saldırıların görüldüğü yerlerdir.

Eğer köpekbalığı saldırısına uğradıysak, köpekbalığına vurmaya çalışmalıyız. Aldığı darbe ile dostumuz uzaklaşacak ve bir daha saldırmayacaktır. Özellikle burun ve göz kısmı hassas noktalarıdır. Geçmişten bugüne saldırıya uğrayanların anlattığı tecrübelere dayanarak bunları belirtmekteyim.
- Saldırıya maruz kalmamak için şu önlemleri alabiliriz;
- Güneş doğarken, batarken veya gece sörf yapmaktan kaçınmalıyız. Köpekbalıklarıın avlandığı zaman dilimleri, güneşin gökyüzünde az olduğu vakitlerdir.
- Arkadaşınız veya diğer sörfçüler ile birlikte suda olun. Genelde, köpekbalıkları yalnız sörfçülere saldırırlar.
- Nehir ağızları, liman girişleri, kanalizasyon çıkış yerlerinde uzak durmak gerekir. Nehir ağızları en iyi sörf noktaları olabilir ama gel-git'in alçalıp yükselmesi ile balıkların bu bölgede çok olmasına sebep olur. Keskin dişli dostlarımızın sık sık bu bölgelerde gezinti yapmasına neden olur.
- Köpekbalıklarının bol olarak yaşadığı yerlerde sörf yapmamalıyız. Fokların olduğu yerde ise köpekbalıkları boldur. Ve bizleri de fok zannedip saldırma olasılığı yüksektir.
- Suyun çamur rengi gibi olduğu zamanlara dikkat etmeliyiz. Yoğun yağmurlardan sonra su, kıyıdan çikolota rengi gibi olup açığa doğru mavileşir. Bu tip durumlarda su altında görüş mesafesi düşüktür. Köpekbalıklarının yanılmasına sebep olmaktadır. En çok saldırılar bu zaman da gerçekleşir.
- Açık yaramız olduğunda suyu hemen terk etmeliyiz. 400 milyon yıl boyunca az evrimleşen köpekbalıkları, azıcık kanı bile millerce öteden duyabilir.
Yine tekrarlamak gerekirse, köpekbalığı saldırısı ihtimali çok düşüktür. Sörfçü Bethany Hamilton'ın 2003 de geçirdiği trajik kaza hala hafızalardadır. Ama Hamilton sörf'e hala devam etmektedir. Sitesini incelemek isteyenler için;
2... Yeni Başlayanlar için Board Seçimi

Yeni başlayanlar için, board seçimi yaparken dengeli, yüzebilir ve çok ağır olmayan türleri seçmeliyiz. Ve düzgün olması da önemlidir aksi takdirde bir daha sörf tahtası ile deniz'e girmek istemeyebiliriz. Bu bölümde doğru board tiplerini inceleyeceğiz.

Yeni, Kullanılmış ve Kiralık?
Kullanılmış yani ikinci el boardlar her zaman yeni başlayanlar (beginner) için daha uygundur. Çünkü board'un taşıması, kullanması ve bakımı özen ister ve zamanla kazanılan tecrübeler ile öğrenilir. İlk başlarda her zaman boardlarımıza istemeden de olsa zarar veririz. Ama ikinci el boardlar ile verdiğimiz zararlar bizi fazla üzmez. Ayrıca fiyat olarak daha hesaplıdırlar.
Board kiralamak, başlangıç seviyesindekiler için diğer alternatifdir. İlk başta 300-400 dolar ödeyip board almak yerine günlük 30-40 liraya boardlar kiralanabilir.
Birkaç ders alıp, seviyemizi biraz ilerletip, tecrübe kazandıktan sonra yeni board alabiliriz.
Fiberglass veya Köpük (foam), Epoxy?
Çeşitli markalarda köpük boardlar bulunmaktadır. Bu boardlar yeni başlayanlar için kullanışlıdır ama normal boardlar ile hemen hemen aynı fiyat aralığındadırlar. Keskin bir tarafı olmayan, adından da anlaşıldığı gibi köpük ve yumuşak olan sörf boardları çarpma esnasında herhangi bir risk oluşturmazlar.
Köpük boardları, Karadeniz için elverişli değildir. Çünkü havanın rüzgarlı olması ve board ile yüzebilmenin zorluğu nedeni ile diğer board'lar kullanılmalıdır.
Fiberglass boardlar, bugün dünyada en iyi sörf boardları sayılmaktadır. Her board'un bir "shaper" 'ı vardır yani boardların hiçbiri fabrikasyon değildir, el işçiliği ile yapılırlar. Düşük fiyatı, hafifliği ve esnekliği avantajlı noktalarıdır. Fiberglass board, hassasdır ve her an bir tarafı çatlayabilir veya kıralabilir. Rüzgarlı havalarda bu boardları sürekli yatay olarak yere koymalıyız. Ayrıca taşırken, etrafa çarpması board'a zarar verebilir. Arabanın üzerine koyduğumuzda ise taşıyıcı iplerini fazla sıkmamalıyız yoksa board'un üzerinde oval çukurlar meydana gelebilir.
Epoxy boardlar, günümüzde yavaş yavaş popüler olmaya başlamışlardır. El işçiliği ile değil, fabrikasyon ile genelde üretilirler. Fiberglass'lara göre daha sağlamdırlar. Kolay kolay hasar görmezler. Ama sürüş keyifliği fiberglass'lar kadar etkili değiller. Birçok tecrübeli sörfçü, fiberglass boardları tercih etmektedirler.
Board Uzunluğu..
Uzun, kalın ve geniş boardlar ile sörf'e başlamak; yüzmek, dengeli oturabilmek ve dalgaları kolayca yakalayabilmek için daha uygundurlar. Birçok insan 7.8 ft. ve daha yukarı uzunlukta, 21-22 in. genişlikte boardlar ile rahatlıkla dalga sörfü yapabilirler. Bu boyutlardan daha kısa ve dar boardlar ile denge kurmak zorlaşır ama diğer boardlara göre hızları ve manevra kabiliyetleri daha fazladır.
Eğer 50-75 kilo aralığında iseniz 7.6 ft. veya 7.8 ft. , 75-100 kilo aralığında iseniz 8 ft. veya daha uzun boyuttaki boardları seçebilirsiniz.
Genelde yeni başlayanlar arasında "funboard" lar tercih edilir. Bu boardlar, uzun ve kısa boardlar arasında olup "mini mals" diye adlandırırlar. İyi bir funboard'un uzunluğu 7.6-8ft. , genişliği 22in. civarı ve kalınlığı 2.5-3.5in. aralığında olanlardır.
Ayrıca boardların önünün yuvarlak (round nose) olması ve alt eğimin (rocker veya bottom curve) iyi olması, dalgaları yakalaladığımızda boardumuzun burnu'nun suya batmasını önler böylece dalga ile birlikte tam dönüp düşmeyiz (pearling). Eğer "bottom curve" düz ise board suya girer kıyıdan izleyenler için güzel düşmeler (wipe-out) sergileriz.
Uzun boardlar (longboards) ise yeni başlayanlar için uygun değildirler. Hem çok uzun hemde çok ağırdırlar ve kontrol etmesi güç ister. Longboardları sürmek shortboardlar gibi ayrı bir kabiliyet ister.
Uygun finler..
Finler boardların sürüşteki dümenleridir. Dengeyi oluştururlar. Board satın aldığımızda finler için ayrı para ödemememiz gerekir. Boardlar finler ile birlikte satılır. Yeni başlayanların buna dikkat etmeleri gerekir.
Funboardlar; üçlü fin sistemi'ne (tri-fin) sahiptirler. Longboardlarda ise ortada dengeyi oluşturabilmek için diğer finlere nazaran daha büyük bir fin yer almaktadır. Ayrıca bazı "fish board" larda (1970'li yıllarda longboardlara alternatif olarak daha kısa 5.8 -6.2 ft. aralığında yapılan efsane boardlardır) iki fin (twin fins) veya dörtlü fin (quad fins) yer almaktadır.

Finler sörf yaparken düşüşlerde, boardların üzerine düştüğümüzde kesici olabilirler. Köpük boardların finleri kesici değildir ama sürüş yeterliliği düşüktür. Ayrıca "Pro Teck" finler daha sağlam ve kesiciliği daha azdır.
3... Sörf Wax

Tecrübesiz sörfçüler için sörf wax her zaman karışık bir konu olmuştur. Sörf wax'ı boardumuzun üzerine sürüreriz böylece ayaklarımızın, ellerimizin ve gövdemizin biraz daha dengeli olmasına yardımcı olur.
Yeni başlayanlar genellikle yeni aldıkları boardların üstüne wax sürmezler. Ama suya girdiklerinde bir kulaç bile atamazlar ve komik anlar yaşatırlar. Wax her zaman her suya girişten önce sürülmelidir. Birçok wax markası vardır; Sex Wax, Mrs. Palmers, Sticky Bumps, Mr Zog's, Bubblegum ve diğerleri.. Benim tavsiyem Sticky Bumps olacaktır. Sürümü ve kullanışı en iyi wax'dır.
Wax'lar su derecelerine göre çeşitlilik gösterirler. Denizsuyu sıcaklığına göre wax kullanmak daha yararlı olur. Soğuk Wax'ı sıcak suda kullanırsak anında suyun içinde eridiğini görürüz veya Tropik Wax'ı soğuk su için sürerken soğuk havanın da etkisi ile kullanmakta zorlanırız. Bu yüzden wax alırken sörf yapacağımız spot'un denizsuyu sıcaklığına göre seçim yapmalıyız. Mesela;
Tropik Wax: 25 C ve daha yukarı denizsuyu sıcaklığında,
Sıcak Wax: 18-24 C denizsuyu sıcaklığında,
Serin Wax: 14-20 C denizsuyu sıcaklığında,
Soğuk Wax: 15 C ve daha aşağısındaki denizsuyu sıcaklıklarında kullanılırlar.
Wax kullanımı..
Wax'ı boardumuzun üzerine yuvarlak çizerek kıçtan burna doğru sürmeliyiz. Ellerimiz ile ördek dalışı (duck diving) ve kaplumbağa dönüşü (turtle rolling) yapmak için board'un kenarlarına da sürmeliyiz. Wax'ı kıçtan itibaren board'un 3/4'üne yaymalıyız. Çok sert bastırmamız gerekmez.
Güneş altında wax sürmeyiniz. Wax hemen erimeye başlar ve erimiş wax'ı board için kullanmak iyi değildir. Ayrıca wax'a kum taneciklerinin yapışmamasına özen göstermeliyiz. Yoksa boardumuzun üstünde de kum taneleri olur. Bu nedenle yüzerken boardun üzerine yapışan kum tanecikleri vücudumuzu tahriş eder.
Wax'ı yazın arabanın içinde koltukta veya öngözde bırakmamalıyız. Eriyip arabanın her tarafına yayılabilir. Wax'ı güzelce sarıp bagaj'a koyabiliriz veya çantamızın içine yerleştirebiliriz. 1-2 dolar'a satılan waxlardan birkaç tane alıp evde bulundurabiliriz.
Wax'ı çıkartırken..
Senede iki defa boardumuz temizlemek bakım açışından iyi olur. Böylece hem boardumuz temiz tutmuş hemde üzerine yapışan kum, ot vb. nesneleri çıkartmış oluruz. Wax'ı çıkartmak için wax Comb' a ihtiyacımız vardır.
Wax Comb'lar genelde board short aldığımızda cebimizde olan ama bir türlü ne işe yaradığını çözemediğimiz aletlerdir:) Wax Comb'un geniş kısmı ile wax'ı kazıyarak çıkartabiliriz. Wax'ı kazımadan önce güneş altında en az yarım saat bırakarak wax'ın çözülmesini sağlarız. Eğer hava kapalı ise saç kurutma makinesini kullanabiliriz.
Lütfen temizlediğimiz waxları çöp kutusuna atmayı ihmal etmeyiniz.
4... Çaylaklar için Doğru Surf Spot Seçme
Sörf dünyasına yeni adım atacaklar için, dibin kum olması, dalgaların yumuşak kırılması ve küçük olması önemlidir.
Her şeyden önce dibin kum olması çok önemlidir. Eğer "reef break" lerde başlarsak bir tarafımızı yaralayabiliriz. Dibin kum olması bu riski kaldırır. Ayrıca dibin iyi kum bank'ına (sand bar) sahip olması gerekir. Bunu da dalgalar kırıldıktan sonra beyaz köpüklerin kıyıya kadar gelmesinden anlarız. İlk başlarda beyaz köpükleri yakalayarak başlarız ve sörfümüzü geliştiririz.
Dik ve güçlü kırılan dalgaları yakalamak tecrübeli sörfçüler içindir. Yumuşak kırılan dalgalar yeniler için daha kolaydır. Türkiye'de Şile Merkez buna güzel örnek oluşturur. Ancak Ağlayankaya'da ise kıyı yapısından dolayı dalgalar dik ve sert kırılırlar.

Yeni başlayanlar her zaman bu konuda daha tecrübeli sörfçülere danışmaktan çekinmemelidirler. Bu sitedeki arkadaşlardan faydalanabilirsiniz.

5... Deniz'e Girmeden Ayağa Kalkma Alıştırmaları

Sörf'ün en önemli kısmı ayağa kalkma (pop up, take-off), uzun süren denemeler sonrasında başarılır. Tahta'nın üstünde ayağa kalkma; şınav pozisyonunda gerçekleşir. Biraz kas isteyen bir aktivitedir. Bu yüzden sörf yapmadığımız zamanlar sık sık şınav çekmek yararlı olur. Hem ayağa kalkma için kollarımızı kuvvetlendirir hem de yüzerken kondisyonumuza faydalı olur.
Ayağa kalkma; kumda boardun finlerini kuma gömdükten sonra (kırılmalarını önlemek için) vucüdumuzu boardumuzun ortasına yerleştiriyoruz ve ellerimizi göğüs kafesimizin kenarlarına getirip, iki ellimiz ile board'a bastırıp bir zıplama ile yapıyoruz. Ayaklar paralel olmalıdır. Ön ayağımız öne geldiğinde arka ayağımızda kendiliğinden gelecektir. Bu alıştımayı teorik olarak açıklamak biraz zordur. Evde iken sık sık bunu yapmalıyız. Mesela günde 20 kere ayağa kalkarak alıştırma yaparsak denizde iken biraz daha rahat oluruz. Ayrıca yapabildiğimiz kadar hızlı kalkmalıyız.
Beynimiz ayağa kalkarken bize komut verip, sağ ve sol ayağımız öne gelir. Ve bütün ayağa kalkma girişimlerimizde hep aynı ayak ön tarafta olur. Bu durum, insanın doğal dengesi ve içgüdüsünden kaynaklanmaktadır. Eğer sağ ayağımız öndeyse "goofy", sol ayağımız önde ise "regular" oluyoruz.
Genelde yeni başlayanlar dizlerini kullanarak kalkmaya çalışırlar. Bu yanlış bir metottur. Dizlerimizi kullanırsak alışkanlık haline gelir ve dalga yakaladığımız zaman ayağa kalkamayız ve düşeriz.
6... Beyaz Köpükleri Yakalamak
Dalgalar kırıldıktan sonra beyaz köpük duvarları oluştururlar. Beyaz köpükler (white water), yeni başlayanların, tecrübe edineceği ilk dalga türleridir. Bazıları beyaz köpüklerde daha fazla, bazıları ise daha az vakit harcarlar. Ama sörf'e başlarken mutlaka beyaz dalgaları yakalamaya çalışmalıyız.
Beyaz köpüklerin, normal dalga yakalamadan farkı eğimin olmamasıdır. Böylece düz suda ayağa kalkmaya çalışırız. Ayrıca kıyıya daha yakın olmalarından ötürü kendimize daha fazla güveniriz.
Board ile denize girildikten sonra 4-5 adım içinde boardu denize yatay biçimde koyarız. Ve her zaman boardun yanında durup iki elimiz ile boardun gövdesini sıkıca kavramalıyız. Eğer board; önümüzde veya arkamızda kalırsa gelen dalgalar hem bizi hemde boardumuzu savurur bu da istenmeyen kazalara yol açabilir.
Kesinlikle dalgaları küçümsememeliyiz. Karadan, küçük gözüken dalgalar tehlikesiz gözükebilir fakat tonlarca kuvvet taşıyan dalgalar, suyun içinde çok güçlüdürler. Dalga bize doğru yaklaştığında, boardun üstüne iki elimiz ile bastırıp hafif bir şekilde zıplamalıyız. Böylece beyaz köpüklerin altımızdan geçtiğini göreceğiz. İlk başlarda dalgalar bizi savurabilir ama suyun içinde vakit harcadıkça beyaz köpükleri daha kolay ve hızlı geçmeye başlarız.
Belli bir seviye suyun içer,sinde ilerledikten sonra beyaz köpükler bize doğru yaklaştığında, boardumuzu kıyıya doğru çevirerek bir hamlede tahtanın üzerinde yatmalıyız. Yatış pozisyonumuz boardun önüne doğru olursa sörf tahtamızın önü suyun içine batar ve devriliriz eğer boardun çok arka tarafında doğru yatmışsak bu sefer de dalgaları yakalayamayız çünkü ağırlık arka tarafa verilip board'un alabileceği hızı keseriz.
Yatış pozisyonumuzu ayarladıktan sonra kuvvetli bir şekilde hız kazanabilmek için kulaç atmalıyız (genelde yeni başlayanlar için ders alınması iyi olur hem daha güvenli olur hem de sörf hocası arkadan bizi ittereceği için dalgaları daha kolay yakalarız). Beyaz köpükler bizi götürmeye başladığı an sörf dünyasının içine girmiş oluruz. İlk başta şaşkınlık ile ne yapacağımıza karar veremeyiz ve akabinde düşeriz. Düşmeler cesaretimizi kırmamalı ve sürekli ayağa kalkmaya çalışmalayız. Ayağa iyice kalkıp dengede durmaya başladıktan sonra daha açıklara gidip dalgaları kırılmadan yakalamaya çalışmalıyız. Fakat biraz tecrübe edinip cesaretimizi ve güvenimizi artırtıktan sonra denemeliyiz.
7... Kulaç Atma (Paddling) Teknikleri
Kulaç atma (paddle; sörf yaparken çevrenizde en çok duyabileceğiniz kelimelerden biri); sörfte önemli kabiliyetlerden biridir. İlk başlarda oldukça zorlanır ve yoruluruz. Doğru tekniği öğrendikçe hem az yorulur hem de daha efektif oluruz.
Board ile yüzerken bazı kaslara(kol, göğüs ve omuz) ihtiyacımız vardır. Bu kasların gelişmesi için sürekli sörf yapmalıyız. Zamanla kaslarımız oluşur ve kondisyonumuzu yükseltiriz. "Bende bu kaslar zaten var" diyenler yanılmış olurlar çünkü sörf yaparken vücudumuzun daha önce çalışmamış noktaları harekete geçer. Malesef kızlar erkeklere göre genetik olarak daha dezavantajlıdırlar. Kızlarda bu kasların yeterince gelişmemiş olması biraz zorlanmalarına neden olur. Fakat bugün dünyada bir çok pro-sörfçü kız bulunmaktadır. Kızların da erkeklere göre hafifliği ve esnekliği avantajlı noktalarıdır.
Bir önceki bölümde bahsettiğimiz gibi board'a dengeli bir biçimde uzanmalıyız. Öne doğru olursa boardun önü batar arkaya doğru olursa board'un hızını kesmiş oluruz. Yeni başlayanlar bu hataları çok yaparlar özellikle de board'un arka tarafına doğru uzanırlar.
Bir kez doğru pozisyonu bulup uzandıktan sonra belimizi hafifçe yukarı doğru kaldırarak board'a verdiğimiz ağırlığı çekmeliyiz. Ayaklarımız her zaman birbirlerine bitişik tutmalıyız ve hafifçe yukarı kaldırarak sudan çıkarmalıyız yoksa hızımız kesilmiş olur. Bu hareketlerde zamanla kaslarımız geliştikçe doğru dengeye bulacaklardır. Ayrıca dengeli yüzebilmek için hafif karın kaslarına ihtiyacımız vardır. Böylece karın kaslarımıza ağırlığımızı verip hızlı, kuvvetli ve dengeli bir biçimde yüzeriz.
Kulaç atarken kollarımızı sokabildiğimiz kadar suya sokup board kenarının hizasında olmalıdırlar. Yavaş yavaş ve sakin bir şekilde kulaç atarak hem enerjimizi koruruz hem de gereksiz yere efor kaybetmemiş oluruz. Bazı yeniler hızlı bir şekilde kulaç atarlar bu yüzden de erken yorurlar ve sudan çıkarlar. Ellerimizi düz ve parmaklarımızı bitişik tutmalıyız. Yüzerken dışarı doğru "S" şeklinde gerçekleştirmeliyiz. Ayrıca kelebek tarzı yüzüş şekli de efor kaybetmemize neden olur. Sörf de hızlı kulaç atma değil yavaş ve etkili kulaç atma önemlidir.
Board ile yüzmek belki ayağa kalkmaktan daha önemlidir. Çünkü dalgaları geçerken ve yakarlarken hep kas gücüne ve doğru tekniğe ihtiyaç duyarız. Doğru biçimde yüzemezsek sörf yapamayız. Bu teknikleri hocamızdan veya diğer sörfçüleri seyrederek öğrenebiliriz. Doğru tekniği öğrendikçe gerçek sörfçü olmaya da başlamışızdır.
8... Ayağa Kalkma
Bir sörfçü için; ayağa kalkıp doğanın verdiği gücü sürebilmek veya suyun üstünde yürüyebilmek, sonsuzluk ve özgürlük hissini duymak demektir. Yeni veya tecrübeli sörfçü eğer dalgayı yakalayıp sürebiliyorsa kendisi imkansızı başarma duygusunun sahip olmuştur.
Ayağa kalkmanın da bazı önemli teknikleri vardır. Dışarıdan çok basit gözükebilir ama oldukça zor ve sabır isteyen bir süreçtir. Yeni başlayanlar beyaz köpükleri yakaladığı zamanlar, dalganın kendilerini götürdüklerini hissettikleri anda ayağa kalkmaya çalışmalıdırlar. Dizlerimizi kullanmadan zıplama ile ayağa kalkmalıyız. Ön ayağımız omuz hizasında yani boardun ortasının 1-2 adım ilerisinde, arka ayağımız ise boardun kıç tarafından 1-2 uzakta olmalıdır.
İkinci önemli faktör ise dizlerimizi her zaman bükmeliyiz. Dik pozisyonda yeterince dengede duramayız ve hız da kazanamayız. Çünkü dizlerimizi bükerek boardun ortasına ağırlığımızı az vermiş oluruz.
Üçüncüsü ise ayağa kalktığımızda kalçamızın ağırlığını ön tarafa doğru vermeliyiz. Yani kuvvetimizi ön bacağımıza odaklamalıyız. Ön bacağımız bizi her zaman hızlandırır, arka bacağımız ise fren görevini görür ve bizi yavaşlatır.
Diğer önemli faktör ise ön kolumuz her zaman ileriye doğru açık olmadır. Böylece daha dengeli olup boardumuza yön veririz. Ayrıca kafamız her zaman öne doğru bakmalıdır. Eğer kolumuz açık olursa kafamız da ön tarafa doğru bakacaktır.
Yeni başlayanlar ayağa kalkmada oldukça zorlanacaklardır ve sürekli düşeceklerdir. Düştüğümüzde kafamızı her zaman kollarımızın arasına almalıyız. Ayrıca board'un önüne doğru değil yan tarafına doğru düşmeye çalışmalıyız. Aksi takdirde board bir tarafımıza çarpıp bizi yaralayabilir veya sakatlayabilir.
Sığ sularda sörf yapmamalıyız. Boardumuzun finlerini kırabiliriz. Ayrıca her zaman leash kullanmalıyız. Bazı eski sörfçüler leash kullanmazlar ama yeni başlayanlar kesinlikle kullanmalıdır yoksa düştüğümüzde board bizden uzaklaşır ve akıntı ortasında kalır kıyıya dönemeyebiliriz.
9... Dalgaları Geçme Teknikleri
Yüzerek dalgaları geçmek oldukça zorludur. Tecrübeli ve pro sörfçüler bile dalgalar büyük iken zorlanırlar. Üstümüze doğru gelen dalgayı geçebilmek için bazı teknikleri uygulamalıyız. Bu teknikler board boyutuna göre değişiklik göstermektedirler.
Suya girmeden önce sahilden dalgaların durumunu iyice incelemeliyiz ve yüzerken nasıl metod izleyeceğimizi kafamızda kurgulamalıyız. Dalgalar büyük mü? Hangi sıklıkla kırılıyorlar? Dalgalar set set gelirler. Bazı setlerde 5, bazı setlerde ise 8-9 dalga olur. Bu setler bittikten sonra deniz çarşaf gibi olur ve diğer setler gelir. Ama Karadeniz'de durum biraz farklı ve zordur. Setler sık sık gelir ve aralarındaki periyotlar azdır. Bu yüzden daha fazla efor sağlamamıza neden olur.
Akıntıların yardımı ile açığa gitmek her zaman daha az yorucu olur. Ama yeni başlayanlar hemen bu metodu uygulamamalıdırlar. Akıntılar, bizi diğer dalga gelene kadar açığa sürükleyebilir bu sırada kulaç atarak dalgaların kırılma noktalarının arkasına (line-up) geçebiliriz.
Karadenizde yürüyebildiğimiz kadar boardumuz ile yürümeliyiz. Deniz seviyesi belimizin üzerine geldiği zaman boardun üstüne çıkıp yüzmeye başlamalıyız. Beyaz köpükler bize doğru yaklaşırken veya dalga kırılmadan üstümüze doğru gelirken, boardun önünü sıkıca tutup dalgaların üzerimizden geçmesini beklemeliyiz. Eğer pes etmezsek sonunda "line-up" a (dalgaların arkasına) ulaşırız.
Biraz tecrübe edindikten sonra ve dalgalar büyükse kaplumbağa dönüşü ve ördek dalışı metodlarını uygulamalıyız.
Kaplumbağa Dönüşü (Turtle Roll)..
Eğer büyük boardumuz varsa "duck dive" (ördek dalışı) yapmak zor olacaktır. Onun yerine kaplumbağa dönüşünü yapmalıyız. Dalga üzerimize doğru gelmeye başladığında, hızlı 1-2 kulaç atıp, boardun kenarını sıkıca tutuktan sonra ilk önce suyun içine atlayıp board'u ters çevirmeliyiz. Finler yukarı bakmalı ve board yatay biçimde ters olmalıdır. Board'un altına durup çapa görevini görürüz. Dalgalar üzerimizden geçerken suyun içinde ve boardun altında kalmalıyız. Eğer board'u sıkı tutmazsak dalgalar bizi savurur ve enerji kaybederiz. Bu yüzden sıkıca board'u kenarlarından kavramalıyız (suya girmeden board'un kenarlarını da wax sürersek iyi olur). Dalga üstümüzden geçtikten sonra hızlıca board'u ters çevirip su yüzeyine çıkmalıyız. Tekrardan board'un üstüne çıktığımızda kendi kendimize güler ve harika bir kamplumbağa dönüşü yaptık deriz.
Ördek Dalışı (Duck Diving)..
"Duck Diving"; sörf de en zor hareketlerden biridir. Ama dalgaları geçebilmek istiyorsak ördek dalışını gerçekleştirebilmeliyiz. Ördek dalışını sadece küçük boardlar (5.6-6.6ft.) ile yapabiliriz. Ördek dalışı ismini, kuşların ve ördeklerin dalga geldiğinde suyun dibine dalmalarından almaktadır. Ördek dalışını iyice yapabilmek için defalarca suda denemeliyiz. Küçük dalgalar ile başlamak en uygunudur.


Dalga bize doğru yaklaştığında hızlı 3-4 kulaç attıktan sonra önce ellerimiz ile board'un önünü, dibe batırabildiğimiz kadar batırıp sonra vücudumuzu board ile birlikte suya batırıyoruz. Ardından arka ayağımız veya dizimiz ile board'un kıç tarafında kuvvetli bir biçimde ittirip suyun dibine board ile birlikte dalıyoruz. Bu hamleyi yaparken bacaklarımız ile kurbağa yüzüşü yapıp dalabiliriz. Dalga üzerimizden geçerken biz de suyun altında vücudumuzu board'a yaslayıp suyun yüzeyine yani dalganın arkasına çıkıyoruz.
Ördek dalışını yaparken, board'un kenarlarından sıkıca tutmalıyız. Ayrıca zamanlama çok önemlidir. Dalga ile aramızda 2-3 saniye bir fark var iken yapmalıyız. Eğer erken yaparsak dalga, board ile bizi fırlatır veya geç yaparsak dalga, bizi iyice kıyıya doğru sürükler ve dalgaların arkasına geçemeyiz.
Dalgalar büyük olduğunda, ördek dalışı yapmadan önce derin bir nefes almalıyız. Suyun altında geçireceğimiz bir kaç saniye için yararlı olacaktır. Eğer dalgalar çok büyükse (3m. veya üzeri), dalga bize yaklaşmadan önce eğer etrafımızda başka sörfçü yok ise board'un üzerinden atlayıp, dalabildiğimiz kadar suyun dibine dalmalıyız. Ama dalgaların "leash" mizi kırma olasılığı vardır. Bunu da gözönünde bulundurmalayız.
Suyun üstüne çıktığımızda hızlıca kulaç atmaya devam etmeliyiz. Muhtemel diğer setlerin arkadan gelme olasılığı vardır bu yüzden hızlıca dalgaların kırılma noktalarının arkasına ulaşmalıyız. Ördek dalışını öğrendikten dalgaları geçmeden hızımız artacaktır.
10... İlk Gerçek Dalgayı Yakalamak
Dalga'nın kırılmamış, yeşil ve cam gibi yüzünü sürmek; hayalinizde ve kafanızda daha önce hiç kurgulamadığınız ve yaşamadığınız mucizevi bir olaydır. İmkansızı başardığınızda yani dalganın yeşil yüzünü sürmeye başladığınızda, dünya ile ilişkiniz kesilmiştir. Sanki başka bir boyutta Tanrı ile konuşuyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Öyle kuvvetli bir pozitif enerji hissdediyorsunuz ki dalganın hiç bitmemesini arzulamaktan kendinizi alamıyorusunuz.
İşte dünyada bugün, bu yüzden binlerce sörfçü; şirketlerde çalışıp, didinip tüketim mallarına biraz daha harcamak için delice çalışan insanları anlamamaktadırlar. Bu duyguyu bir kez yaşayan yani dalgayı yakalayan bir sörfçü, Dünya'ya ayak bastığında kapitalizm koşullarında birbirleri ile çekişen şirketlerde, bankalarlarda çalışamaz. Aklı, gönlü, mantığı izin vermez. Çünkü artık sörfçüyü, okyanus çağırıyordur. Gitmesi şart olmuştur, önünde koskocaman bir Dünya haritası, cebinde az parası ama içinde okyanus'un verdiği cesaret ile kafasındaki Devlet sınırlarını kaldırıp gittiği her yeri özümseyip, değişik kıtalarda dalgaları yakalaması gerekiyordur.

Bu bölümde, bu kutsal hisse sahip olabilmemiz için, gerçek dalga yakalamayı öğreneceğiz. Bir kez dalgaları geçmeye başladıktan sonra diğer sörfçülerin beklediği yere(line-up, take off zone, peak) gitmeliyiz. Burada deniz daha sakindir ve böylece uzun bir kulaç sürecinden sonra dinlenmemize olanak sunar. Uzun board'a (Longboard) sahip olanlar, biraz daha açıkta bekleyebilirler çünkü dalgaları daha kolay yakalarlar. Kısa board'u (Shortboard) olanlar ise dalgaların kırıldığı noktalara yakın olmalıdırlar. Ayrıca dinlenirken denizi incelemeliyiz. Deniz her zaman bize farklı koşullar ve değişik dalgalar sunar. Ve her zaman "line-up" dan, sahil şeridi farklı gözükmüştür. Bu fırsatı da kaçırmayıp, heyecanımız unutup bulunduğumuz anın tadını çıkarmaya bakmalıyız.
Ne Zaman Dalga Yakalamalıyız..
Dalgalar, kıyıya doğru yaklaşırken, kritik derinliğe'e kadar dikleşirler. Dalga, bir kez dipdeki sığ, kum bank'ına (sandbar) veya kayalıklara (reef) geldiğinde yavaşlar ama dalga'nın tepesi aynı hız ile devam eder. Böylece dalga kırılmaya başlar. Çeşitli dalga kırılma biçimleri vardır. Sörf Bilimi bölümünde bu detayları ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Dalga'yı gördüğümüzde kulaç atıp, dalganın kırılma noktasının hesaplayarak oraya doğru hareket etmeliyiz. Tecrübe gerektiren bir unsurdur. Dalga dikleştikçe bizde hızımızı, dalgaya göre ayarlamalayız. Eğer çok önceden kulaç atarsak, dalga altımızdan kayar ve kaçırırız. Geç kulaç atmaya başlarsak dalganın tepesinden düşer ve dalga bizi çamaşır makinesinde dönüyormuşcasına döndürür. Eğer yanımızda sörf hocası veya tecrübeli bir arkadaşımız varsa, o bize ne zaman hareket etmemiz gerektiğini söylecektir.
Önemli bir diğer konu ise sörf etik kurallarıdır. Yani başka bir sörfçünün dalgasının önüne çıkmama kuralıdır. Sörf etik kurallarını başka bir bölümde yazacağız.
Dalgayı Yakalama Anı..
Dalga bize doğru yaklaşırken, boardumuzu kıyıya doğru çevirir ve boardun çok önüne olmamak şartı ile uzanırız. Kulaç poziyonunu aldıktan sonra kıyıya doğru sert ve güçlü kulaçlar atarız. Kulaç atarken kafamız sürekli arka tarafa, dalgayı incelemek için dönük olmalıdır. Eğer dalganın beklediğimizden daha önce kırılacağını farkedersek, kulaç hızımızı keser ve kırılma noktasına yaklaşırız. Dalga hemen kırılacak ise bütün gücümüz ile yakalamak için kulaç atmalıyız.
Dalga artık bize yaklaştığında, ilk önce arka tarafımızdan olmak üzere bizi kaldıracaktır. Bu sırada kuvvetli ve dikkatli biçimde kulaç atmalıyız. Dalgayı yakaladığımız an değişik bir his ile aşağı doğru kaymaya başlarız. Yeni olduğumuz için ilk başlarda dümdüz gideriz. Bu sırada hep ayağa kalkmaya çalışmalıyız. İlk başlarda düşmeler (wipeout) olabilir. Düştüğümüz zaman tekrar arkaya dönerek, yüzüp dalgaların arkasına geçmeliyiz.
Dalga Açısına Doğru..
Dalgayı tamamı ile sürebilmek için doğru açıdan yakalamamız gerekiyor. Mesela dalga bize yaklaştığında ne tarafa doğru kırılacağını tahmin etmeliyiz. Kırılma yönünce doğru kulaç atıp, boardumuzu hafif o yöne doğru çevirerek yakalayabiliriz. Ne kadar hızlı ayağa kalkabilirsek, o kadar daha uzun dalgayı sürebiliriz. Yalnız uzun yıllar tecrübe isteyen bir harekettir.
Genel Problemler..

- Board'un önüne doğru uzanmışsak, dalgayı yakalama anında ters devriliriz (Pearling) veya boardumuzun burnu direkt olarak suya gömülür (Nose-diving). Bunun için board'a dengeli uzanıp, dalgayı bu pozisyonda yakalamalıyız.
- Dalgayı kaçırma yeni başlayanların genel bir sorundur. İlk önce board'un çok arka tarafında olmamalıyız. Eğer arka tarafında olursak, board'un kıç tarafı suyun içine gömülür ve dalga da kaymasını önler.
Bir diğer sebep ise doğru kulaç atamamamızdır. Yeterince kuvvetli ve efektif kulaç atamadığımızdan dolayı dalgayı kaçırırız. Kulaç atarken kollarımızın hızlı olması pek önemli değildir. Ne kadar güçlü attığımız önemlidir. Kısa boardumuz olduğunda kulaç atmak ile beraber ayaklarımızı da çırpırak hız kazanmaya çalışmalıyız.

Dalga yakalamak sabır isteyen bir süreçtir. Bu süreçte sörf'ün bize sabretmeyi öğrettiğine tanık olacağız. Yavaş yavaş dalgaları yakalamaya başladığımızda hepsinin kıymetini bilip, sırf o anın tadını çıkarmak için bütün hayatımız boyunca suda olacağızdır.
0... Eğlen ve Hayat'a Gül
yazar: Cihan Akca